kadın temsiliyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın temsiliyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2016 Çarşamba

"KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN" DEMEMELİYİZ ! *


%14,9’luk parlemento kadın temsiliyeti oranımız ile dünya sıralamasında Uganda'nın, Afganistan'ın, Sudan’nın, Trinidad Tobago'nun, Burundi’nin, Kamboçya’nın, Tanzanya’nın hatta Birleşik Arap Emirlikleri’nin gerisinde, 121. sırada yer alırken 8 Mart Kadınlar Günü konuşmaları yapıp “Kadınlar Günü Kutlu Olsun" dememeliyiz.

5 başbakan yardımcısı arasında bir tek kadının bulunmadığı, 21 bakanın sadece 2’sinin kadın olduğunu gerçeğini bile bile “Kadınlar Günü Kutlu Olsun" dememeliyiz.

Bir tek kadın müsteşarımızın olmadığını, 81 valinin de sadece 2'sinin kadın olduğunu hatırlayarak “Kadınlar Günü Kutlu Olsun" dememeliyiz. 

Bugün 8 Mart… Dünyanın her yerinde kadın hakları tartışmalarının en çok yapıldığı gün. Erkeklere özgü konuların genel insan hakları konuları içerisinde tartışılırken, kadınlara özgü olanların ayrı bir kategori oluşturması oldukça maindar elbette. Tartışmanın yaşandığı yerde gelişme yaşandığını kabul ediyorum; fakat kadın temsiliyetinin her alanda sınıfta kaldığı bir ülkede “Kadınlar Günü Kutlu Olsun demenin içerisinde bulunduğumuz durumu tam okuyamadığımız anlamına geldiği kanaatindeyim. Bu nedenle, yukarıda bahsettiğimiz alanlardaki istatistiksel gerçeklere göz atmakta fayda olduğunu düşünüyorum:  

Bahsi geçen %14,9’luk kadın parlemento temsiliyeti ile 121. sırada olmak demek ne demek?
121. sırada olmak demek,  tüm Avrupa ülkelerinin gerisinde olmak demek. Sadece İsveç (%44), İzlanda (%41), Danimarka (% 37) gibi kadın haklarının her konuda önde olduğu Kuzey Avrupa ülkelerinde değil, İspanya (%40), İtalya (% 31) gibi ortak bir Akdeniz kültürü paylaştığımızı düşündüğümüz Akdeniz ülkelerinden de, Estonya (%24), Slovakya (%19), Bulgaristan (%20) gibi yeri geldiğinde ekonomik üstünlüğümüzü ortaya koyarak “Avrupa Birliği” üyeliklerine karşı çıktığımız ülkelerden de gerideyiz demek.

121. sırada olmak demek,  Türki Cumhuriyetlerin gerisinde olmak demek. Kazakistan’da (%26), Azarbaycan’da (%17), Türkmenistan’da (%26) Tacikistan’da (%19), Özbekistan’da (%16), Kırgızistan’da (%19) kadın temsiliyeti bulunurken bizim %14,9 oranımız ile daha gidecek çok yolumuz var demek.

Bununla da kalmıyor maalesef. 121. sırada olmak demek Libya’nın (%16), Malawi’nin (%17), Bangladeş’in  (%20), Irak’ın (%27), Tunus’un (%31) gerisinde olmak demek. Afganistan’ın (%28), Sudan’ın (%31), Vietnam’ın (%24), Birleşik Arap Emirlikleri’nin (%23), Sudi Arabistan’ın (%20)  gerisindeyiz demek…

121. sırada olmak demek geçen sene bulunduğumuz 90. sıradan 31 ülke daha da geriye düştüğümüzü görmek demek.

121. sırada olmak demek Gana, Buhutan, Benin, Kongo, Papua Yeni Gine’nin önünde olmayı sevinme nedeni saymayacaksak bu oranlarla “Kadınlar Günü Kutlu Olmasın” demek… 

Yerel yönetimlerde kadının olmadığı bir ülkede “Kadınlar Günü Kutlu Olsun” dememeliyiz!
Türkiye gerçeğini okuyabilmek için yerel yönetimlerdeki kadın temsiliyetine de bir göz atalım. İlk bakışta 30 Büyükşehir Belediye Başkanının sadece 3’ünün, 1351 Belediye Başkanı’nın sadece 37’sinin  kadın olduğunu görüyoruz. Partiler arasında nasıl bir fark bulunduğunu anlamak için belediye başkanlarının parti dağılımlarına bakacak olursak:

AKP’nin 1, CHP’nin1, HDP’nin 1 kadın büyükşehir belediye başkanı var. MHP’nin ise hiç kadın büyükşehir belediye başkanı yok. Belediye başkanlarına baktığımızda AKP’nin 800 başkanından 7’sinin, CHP’nin 226 başkanından 6’sının, HDP’nin 97 başkanından 23’ünün, MHP’nin 116 başkanından sadece 1’inin kadın olduğunu görüyoruz. Yerel yönetimlerdeki kadın temsiliyetinin bir tek partide bile %50 oranını yakalayamadığı bir ortamda   “Kadınlar Günü Kutlu Olsun” dememeliyiz.

Yerel yönetimin başlangıç noktası sayılan muhtarlarımıza bakacak olursak 50,292 muhtarın sadece 640’nın kadın olduğunu gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz.

Parti il başkanlıklarındaki durumun farklı olma ihtimalini düşünerek il başkanlıklarına da bakacak olursak HDP’nin eşbaşkanlık sisteminden dolayı her ilde kadın il başkanının bulunduğunu, diğer partilerin 81 il başkanlığında ise AKP’nin bir tek kadın il başkanı bulunmazken, MHP’nin 1, CHP’nin 2 kadın il başkanı bulunduğunu görüyoruz.

Eğitimde kadın yoksa “Kadınlar Günü Kutlu Olsun” dememeliyiz!
1870 yılında ilk kadın müdür göreve atanmışken bugün 179 rektörün sadece 17’sinin kadın olduğu bir ülkede  “Kadınlar Günü kutlu Olsun” dememeliyiz.[1].

Yargı’da kadının sesi yoksa “Kadınlar Günü Kutlu Olsun” dememeliyiz! 
Yüksek Yargı Organı Başkanları’na bakacak olursak Türkiye gerçeğinin yansımasını yargıda da bir kez daha görebiliyoruz.
Danıştay :1
Anayasa Mahkemesi : Yok
Yargıtay: Yok
Sayıştay: Yok
HSYK: Yok
Yüksek Seçim Kurulu: Yok

İş ve Meslek Örgütleri’nde kadının temsiliyeti yoksa “Kadınlar Günü Kutlu Olsun” dememeliyiz[2]
Meslek Odalarındaki kadın başkan sayısına bakacak olursak:
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD): 1
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD): Yok
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB): Yok
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konf. (TUSKON): Yok
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konf. (TESK): Yok
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti : Yok
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO): Yok
Makine Mühendisleri Odası: Yok
Türkiye Barolar Birliği: Yok
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği: Yok
Türk Tabipler Birliği: Yok

Mücadeleyi kazanıncaya kadar “Kadınlar Günü Kutlu Olsun” dememeliyiz!
Mücadele verildiği, kazanıldığı zaman hukuğun da “ister istemez” hayata ayak uydurmak zorunda kaldığını daha önceki gelişmelerden biliyoruz. Bunun en iyi örneklerinden birisi Arjantin’de Plaza de Mayo’da “kayıp olma durumu” insan hakları söyleminin bir parçası değilken, yaptıkları protestolarla bu durumu insan hakları söyleminin bir parçası haline getiren annelerin başarısında gördük. Bu nedenle, biz kadınlar sürekli mücadele etmeli, sürekli haklarımızı aramaya devam etmeliyiz. Erkeklerin hoşgörüsüne sığınarak değil, haklarımızı talep ederek mücadele etmeliz. Aksini söyleyenlere, 1913’te “Kadınlar Dünyası” dergisinde çıkan Nuriye Mevlan’ın yazısına kulak verdirmeliyiz: “Evet, Osmanlı erkeklerinin bir kısmı biz kadınları müdafa ediyor, görüyoruz, teşekkür ediyoruz!.. Biz kadınlar hukukumuzu bizzat kendi içtihadımızla müdafaa edebiliriz. Erkekler bizi daima mahkum, daima esir etmişlerdir. Erkekler yüzünden çekmekte olduğumuz zulmun define bugün biz erkeklerin mürüvvetinden istemeye tenezzül eder miyiz?[3]” 1913’te bu başkaldırı dile getirilebiliyorsa, bugün sesimizi daha yüksek çıkarabilmeliyiz.

New York Times’ın yazarlarından Nicholas Kristf ve Sheryl WuDunn’un yazdığı ve tüm dünyada uygulanan şiddeti konu alan “Half The Sky” (Gökyüzünün Yarısı) isimli kitap tüm dünyada büyük ses getirmişti. Bizim gökyüzümüzün yarısı bu ülkede gerçek anlamda söz sahibi oluncaya kadar mücadele devam etmeliyiz ve bu mücadele kazanılana kadar “Kadınlar Günü Kutlu Olsun” dememeliyiz!



*Aynı başlıklı yazı T24 internet sitesinde 8/3/2016 tarihinde yayınlanmıştır: http://t24.com.tr/yazarlar/dr-gulfem-saydan/kadinlar-gunu-kutlu-olsun-dememeliyiz,14066
[1] 2013 yılında konuyla ilgili ilk yazımı yazdığımda bu rakam 105 rektörden sadece 5’inin kadın olduğunu düşünürsek geçen sürenin bize ilerlemek bir yana, sürekli gerilediğimizi gösteriyor.
[2] www.ka-der.org.tr
[3] “Hukuk-u Nisvan”, Kadınlar Dünyası, 4 Nisan 1329, no:1, s.1; akt: Serpil Çakır, Osmanlı Kadın Hareketi, s.125.

8 Mart 2014 Cumartesi

GÖKYÜZÜNÜN YARISI NEREDE?


%14'lük parlemento temsiliyeti ile Uganda'nın, Afganistan'ın, Burkina Faso'nun hatta Trinidad Tobago'nun gerisinde, 81 valinin sadece 1'inin, 101 devlet üniversitesi rektörünün sadece 6'sının, 895 dekanın 81'inin, 2,924 Belediye Başkanının 26'sının kadın olduğu bilerek hala Kadınlar Günü'nü kutlayabilecek miyiz?

Yil 2014... Yine 8 Mart... Yine “Dünya Emekçi Kadınlar Günü...  Yine birçok üniversitemizde 8 Mart Dünya Emekçi Kadın Günü’ne ilişkin paneller düzenlenecek, konuşmalar yapılacak... Çeşitli kadın dernekleri katıldıkları seminerlerle kadının toplumdaki yerine dikkat çekmeye çalışsacak, belki bir grup yürüyüş düzenleyecek... Şiddete dikkat çekmek isteyen kadın grupları, polis şiddetiyle yürüyüşlerini tamamlarken zaten çoğunluğunu kadın konuşmacı ve dinleyicilerin oluşturdukları seminer ve paneller bir sene sonra aynı tarihte buluşmak üzere birbirlerine veda edecekler...

Türkiye'de ilk kez 1921 yılında kutlanmaya başlayan "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl süreyle kutlanmamış olsa da 1984 yılından itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından kutlanmaya devam ediliyor. Kutlanma bölümünde problem yok ama sonrasında ne oluyor?

New York Times’ın yazarları Nicholas Kristof ve Sheryl WuDunn’un yazdığı ve tüm dünyada kadına uygulanan şiddeti konu alan ‘Half The Sky’ (Gökyüzünün Yarısı) isimli kitap tüm dünyada büyük ses getirmişti. Peki, bizim gökyüzümüzün yarısı nerede?

 %14,3’lük parlemento temsiliyetine göre dünya sıralamasında 96. sırada... İki yıl önce 81, geçen sene 92, bu sene daha da gerileyerek 96. sırada... Suudi Arabistan’ın (%19,9), Afganistan’ın (%27,7), Pakistan’ın  (%20,7) , Etiyopya’nın (%27,8), Burkina Faso’nun (%18,9), Tridinad ve Tobago’nun (%28,6) gerisinde 96. sırada...


Tüm Avrupa ülkelerinin ve tüm Türki Cumhuriyetlerin gerisinde,  96. sırada... Azarbaycan’da %15,6, Türkmenistan’da %26,4, Tacikistan’da %15,9, Özbekistan’da %22...

%14,3’lük temsiliyet ile Uganda’nın (%35), Gabon’un (%15), Kamboçya’nın (%20,3), Vietnam’ın (%24,3), Irak’ın (%25,2) gerisinde bizim gökyüzümüzün yarısı...

Bugün devlet üniversitelerindeki 101 rektörün sadece 6’sı, 895 dekanın ise sadece 81’i kadın. Oysa 1870 yılında ilk kadın müdür göreve atanmamış mıydı? Yoksa gökyüzümüz giderek kararıyor mu?

2013 OSYM verilerine göre profesörlerin sadece %28,5’i kadın. Oysa TUİK verilerine göre okuma-yazma bilmeyenlerin %82’si kadın... Okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyenlerin de %53’ü kadın.

61. Hükümetteki 26 bakanın sadece 1’i kadın. 2 bin 924 Belediye Başkanının da sadece 26’sı.  

TBMM İhtisas Komisyonları Başkanlığı’nın 17 Başkanından sadece 1 tanesi kadın.  Komisyonlara baktığımız zaman ise traji komik bir durum söz konusu: Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda 1, Dış İşleri Komisyonunda 1, Plan ve Bütçe Komisyonu’na 0, Adalet Komisyonu’nda 2 kadın bulunurken Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda 21 kadın üye bulunuyor.

81 valimizin 1 tanesi, 861 kaymakamımızın ise sadece 21’i kadın.
Toplam 26 bakanlığımızda hiç kadın müsteşar yok !
196 büyükelçimizin 21’i kadın.

Peki, nerede bizim gökyüzümüzün yarısı?
Bankacılık Düzenleme ve deneteme Kurulu’nda hiç kadın üye yok.
Yargıtay ve Sayışta’da kadın üye yok.

Peki ya sendikalar?
DISK: Kadın üye yok.
TURKİŞ: Kadın üye yok.
HAK-İş : Kadın üye yok.
KAMU-SEN: Kadın üye yok.
MEMUR-SEN: Kadın üye yok.
HAK-SEN: Kadın üye yok.
KESK: Sadece 1 kadın üye var.

Meslek örgütleri?

Müstakil Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nde kadın temsiliyeti: %0
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde kadın temsiliyeti: %0
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nde kadın temsiliyeti: %0
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu'nda kadın temsiliyeti: %0
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği – TÜSİAD’da ise sadece 2 kadın üye bulunuyor.

TÜİK 15 Şubat 2013 bültenine göre 2012 yılı Kasım ayı itibariyle Türkiye’de işgücüne katılma oranı;
- Erkekler %71,8, kadınlar ise  %30,2

İçişleri bakanlığı’nın 2013 verilerine göre ise 2009-2012 yılları arasında
aile içi kasten yaralama ve mağdur kadın sayısı 31,830. 
Aynı yıllarda aile içi kötü muamele gören mağdur kadın sayısı ise 54,564.  

Bu rakamların resmi rakam olduğunu, daha nicelerinin seslerini çıkaramadığını da düşünecek olursak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olarak hizmet vermekte olan 60 adet kadın konukevi, yerel yönetimlere ait ise  28 kadın konukevinin ihtiyacın ne kadarını karşıladığını tahmin etmek zor olmayacaktır.

Gökyüzünün yarısı mücadelede... Diğer yarısında kim mi var? 
Kendisinden iş isteyen kadına “Evdeki işler yetmiyor mu?" diye cevap veren,  “Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar” diyen bakanlar, “Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor” diyenler,  “ Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur” diyen milletvekilleri ve niceleri... 

8 Mart 2014 Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz kutlu olsun !