seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2015 Pazartesi

YUNANISTAN’DA KAZANAN SYRIZA, KAYBEDEN ANKET ŞIRKETLERI*

Pazar günü yapılan seçimlerin galibi partisi Syriza’yı %35,5 oy ile bir kez daha iktidara taşıyan Çipras oldu. Oysa, son ana kadar anket şirketleri Syriza ile Yeni Demokrasi Partisi’nin başa baş gittiğini, %0,7 ile %3 arasında bir fark olduğunu gösteriyordu[1]. Hatırlayacak olursak, Yunanistan’da yapılan son referandum sonuçlarını da tam olarak bilebilen bir anket şirketi çıkmamıştı.

Anket şirketlerinin isabetsiz tahminleri, son dönemlerde dünyanın her yerinde artan bir sorun haline geldi. 2012 yılında Amerikan Başkanlık seçimlerinde ünlü anket şirketi Gallup Cumhuriyetçi Başkan Adayı Mitt Romney’i Obama’nın %1 önde gösterdiği son seçim anketinden sonra Obama’nın seçimi kazanmasıyla “hata yapma nedenlerini” açıklayan bir dosya yayımlamıştı. Sadece bu sene İsrail’de yapılan seçimler ve elbette İngiltere’de yapılan seçimlerde tüm İngiliz anket şirketlerinin İşçi Partisi ve Muhafazakar Partiyi başa baş gösteren isabetsiz tahminleri anket şirketleri hakkında soru işaretlerini yükseltti. Bizde de özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde anket şirketleri yayınladıkları yanlış sonuçlar ile ciddi güven sarsıntısı yaşarken, son yapılan genel seçimlerde de çok büyük bir kısmının başarılı olamadığını biliyoruz.  

Yunan seçimlerinde anket şirketlerinin bu denli yanılmasının nedenleri neler olabilir diye düşünecek olursak  bir iki noktaya dikkat çekmekte yarar olabilir…

Kararsız Seçmen Oranı Yüksek

Son yapılan anketlerdeki kararsız seçmen sayısının yüksekliği hataya zemin hazırlayan en önemli etkenlerden biri olduğu aşikar. Son hafta yayınlanan anketlerde %10 hatta bazen daha yüksek gösterilen kararsız seçmenler oy sonuçlarını değiştirebilecek bir yükseklikteydi. Anket şirketlerinin “kararsızlar dağıldıktan sonra” şeklinde yaptıkları dağılımlar belli ki tam anlamıyla yapılamamış ve sonuçların yanlış çıkmasında temel bir rol oynamıştı. 2012 Amerikan Başkanlık seçilerinden sonra Gallup’un yayınladığı raporda da dağılımların hatalı yapıldığından bahsediyordu.

Seçmen Kızgın

Sputnik haber’e konuşan MRB Anket şirketinin CEO’su Dimitris Mavros seçmenlerde yaşanan kızgınlığın seçim sonuçlarının tahmin edilmesinde en büyük zorluklardan biri olduğunan bahsediyordu[2]. Seçmen kızgınlığı bir anlamda ani fikir değişikliğine dönme ihtimali olsa bile biz daha çok kızgın seçmenin seçime katılmama eğilimi olduğunu başka ülkelerde yapılan seçimlerde de gözlemleyebiliyoruz. Nitekim, Yunanistan’daki son dönemde artan kızgınlık ve artan seçime katılamama oranları bu endişeyi doğrular nitelikte olduğunu söyleyebiliriz.

Oy Kullanma Oranı Düşük

Yunanistan’a seçime katılım önceki seçimlere göre düşük olması da bir başka etken. Özellikle gençlerin düşük katılımı Haziran referandumunda ve ocak ayında yapılan seçimlerde oranla bu seçimlerde düştü.  Seçmenlerin yaklaşık %43,55’inin oy kullanmadığı Yunanistan’da bu 9,836,997 seçmenden 5,562,820’inin oy kullandığı anlamına geliyor. Bu rakam 1974 yılından sonraki en düşük oy verme oranı.

Yunanistan’da son 8 yıldır oy kullanmama oranında bir yükselme olduğu biliniyor. 2007’de 25.9% olan oran 2009’da 29%’a çıkmış ve  2012’de 37.5% ile daha da yükselmişti. 1989 seçimlerinde oy kullanmama oranının %15,5 olduğunu düşünecek olursak, gelinen nokta oldukça dikkat çekici.

Seçime katılımın düşük olması anket şirketlerini yanıltan etkenlerden biri olduğu biliniyor. İngiltere’de yaşanan seçimlerde de İşçi Partisi’nin tahminlerin altında oy almasını “İşçi partisi seçmeni tembel mi?” başlıklı yazıları ile dile getiren birçok siyaset analizcisi İşçi Partisi seçmenlerinin oy kullanmaya gidip gitmediği sorunsalı üzerinden anketlerin hata nedenlerini anlamaya çalışıyordu. Hatırlayacak olursak, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde anket tahminlerinde yaşanılan yanlışlıklar da Konda Anket şirketi dahil olmak üzere birçok anket şirketi tarafından katılımın düşüklüğü ile açıklamıştı.

Yunan Halkı Seçim Yorgunu: “Öğrenciyken bu kadar okula gitmemiştim”

Oy kullanma oranının düşmesinin en temel sebeplerinden biri Yunan halkının değişime olan inancını kaybetmesi. İktidara kim gelirse gelsin ülkede büyük bir değişim yaşanacağına inanmayan Yunan seçmeni seçimleri yeterince ilgi göstermedi. Diğer nedenlerden biri ise seçmenlerde yaşanan seçim yorgunluğu. Ardı ardına seçim yaşayan Yunan halkında konuyla ilgili bıkkınlık oluştuğu herkes tarafından bahsedilen bir gerçek. Sadece bu sene ocak ve temmuz ayından sonra 3. Kez sandıklara giden Yunan halkı yasal olarak oy verme mecburiyetine rağmen sandıklara gitmedi. Eylül ayı başında Yunanistan’a yaptığımız ziyarette görüştüğümüz Yunanlılar “Öğrenciyken bu kadar okula gitmemiştim” diyerek seçim sıklığı ile dalga geçiyor, her ne kadar televizyonda siyasilerin münazaralarına vs. yer verilse de bu seçimlerin geçmiş seçimlere oranla daha silik geçtiğinden bahsediyorlardı.

Seçim yorgunluğu sadece seçmenlerde değil, partilerde de gözlemlenen bir olguydu. Kampanyalarda alışılan renkli tablo yoktu. Sokaklarda seçim heyecanından bahsetmek neredeyse imkansızdı. Anketler partileri başa baş gösteriyor, konuşulan olası koalisyon ihtimalleri seçmende varolan bıkkınlığı artırıyordu. Oysa unutmamak gerekiyor ki seçmeni sandığa götüren en büyük etken seçimlere duyulan heyecan.

Lider Değiştiren Değil, Seçmeni Çözüm Üretileceğine İnandıran Parti Seçimi Kazanır…

Yeni Demokrasi partisi Yunanistan’da muhafazakar sağ parti olarak  1974 yılında kurulan ve o tarihten itibaren Yunan siyasetine yöne veren ana siyasi partilerden biri. Haziran ayında yapılan referandumu kaybettikten sonra partinin lideri  Antonis Samaris istifa etmiş, yerine 61 yaşındaki siyasi deneyimi olan Evangelos Meimarakis gelmişti. Bir dönem savunma bakanı olarak da görev yapan Evangelos Meimarakis ekonomik istikrarı getirmek istediklerini, bu nedenle  seçim sonrası Syriza ile koalisyona girebileceklerini söylemişti.

Yeni Demokrasi Partisi’nin lider değiştirmesi Yunan seçmeninde oluşan “yorgun” algısını kırmaya yetmedi. Uzun seneler siyasette aktif olan partinin karıştığı çeşitli skandallar Yunan halkının hafızalarından silinmemiş, yapılan kampanya partinin varolan durumu düzeltebileceğine dair bir inanç yaratamamış.

Ayrılanlara Darbe

SYRIZA'dan ayrılan 25 vekilin kurduğu Laiki Enotita (Halk Birliği) Partisi ise %2,86 alarak %3'lük seçim barajını bulunan sistemde mecliste yer alamadı. Bu nokta da ana partiden ayrılan küçük gurubun yakın dönemde başarılılı olamama örneği bir kez daha gözlemlemiş olduk diyebilir miyiz? Bana kalırsa,  partinin başarılı olamama temel nedeni seçmenlerin belirsizliğe karşı duydukları güvensizlik olarak açıklamak daha doğru olacaktır. Bildiğimiz üzere ayrılan grup ortak para birliği avro’dan çıkıp drahmi’ye geri dönülmesini savunuyordu.

Çipras’ın, 7 aylık iktidarı döneminde seçim vaatlerinin bir çoğunu yerine getirememiş, hatta kreditörler ile 12 milyar euro’luk kemer sıkma içeren anlaşmayı imzalamış olmasına rağmen muhalefet partileri seçmeni kendilerinin daha iyi olabileceğine ve bir değişim yaşanabileceğine ikna edemedi. Çipras her şeye rağmen seçmenin güvenini koruyabilmeyi başardı.

Yanılmanın Metodolojik Nedenleri

Anket şirketlerinin yanılma nedenleri arasında elbette bir çok metodolojik nedenler de bulunuyor. Anketlerin yapıldığı coğrafya, örneklemin temsil edilebilirliği, anketörlerin yetkinliği, soruların doğru hazırlanması ve hatta anketin yapıldığı mecra (telefon, yüzyüze ve online anketler arasında farklıklar) gibi birçok neden sayılabiliyor. Hatta İngiltere’de son seçimlerden sonra anket şirketlerine bir takım uygulama mecburiyetleri ve yaptırım getirilmesi gerekip gerekmediği tartışma konuları arasına girdi. 

Seçimlerinin galibi Çipras…

Çipras bu dönem vaatlerini başarabilecek mi ilerleyen günlerde hep beraber göreceğiz. Belki de  istifasını çıkladığı Nazım’ın dizelerinde olduğu gibi: Yunanistan’ın  en güzel günleri henüz yaşamadıkları…




*Aynı başlıklı yazı 21 Eylül 2015 tarihinde T24 sitesinde yayınlanmıştır: http://t24.com.tr/yazarlar/dr-gulfem-saydan/yunanistanda-kazanan-syriza-kaybeden-anket-sirketleri,12785
[1] http://www.aljazeera.com/news/2015/09/greeks-heading-cliffhanger-polls-150920013036753.html , http://www.foxnews.com/world/2015/09/18/greece-polls-show-2-main-parties-in-dead-heat-before-election/

3 Ağustos 2015 Pazartesi

OBAMA'YA SEÇİM KAZANDIRAN SOSYAL MEDYA EKİBİ İSTANBUL'DA İDİ*

Barack Obama’nın efsanevi 2012 seçim kampanyası direktörleri 6 Mart 2015 tarihinde İstanbul Ritz Carlton Oteli’nde Element Strateji  Yönetimi’nin düzenlediği “Hedef: Hedef Kitle” konferansında buluştu.


7 Haziran öncesi nefesler tutuldu ve seçim maratonuna girildi. Seçim kampanyaları da her seçim döneminde olduğu gibi yine tartışmaların odak noktasını oluşturmaya başladı. Hangi partinin hangi ajansla çalışacağı, sloganı,kullanacakları söylemler büyük bir merak konusu olurken yine her seçim döneminde olduğu gibi “kampanya seçim kazandırır mı?” sorusu da tartışma konuları arasına girdi.

Kamuoyu bu tartışmaları yaparken biz de Element Strateji Yönetimi olarak, 6 Mart 2015 tarihinde İstanbul Ritz Carlton Oteli’nde “Hedef: Hedef Kitle” konferansını düzenleyerek Barack Obama’nın efsanevi 2012 seçim kampanyasının önemli aktörlerinin bizlerle kampanya tecrübelerini paylaşmalarını istedik. Amacımız, hem kampanyalarının bilinmeyen arka planlarını göstermek, hem de seçim kampanyalarında kullanılan iletişim strateji ve taktiklerinin diğer alanlardaki uygulanabilirliklerine de dikkat çekmekti. 




Konferansa Barack Obama'nın 2012 Başkanlık Seçimleri ulusal saha direktörü görevini yürüten Jeremy Bird, Obama'nın 2012 Dijital Kampanya Direktörü Teddy Goff, Twitter'ın Asya Direktörü Peter Greenberger, Boris Yeltsin’in imaj danışmanı Igor Mintusov, Bill Clinton'ın batı eyaletleri kampanya sorumlusu ve Barack Obama'nın Denver/Colorado anketörü Rick Ridder, uluslararası ödüllü Anketör Joannie Braden ve Türkiye’den Bahattin Yücel, Haluk Şahin, Mehveş Evin, Volkan Karsan, İzmir Tolga ve Gökhan Yücel katıldı.

Konferans,  adından da anlaşılabileceği üzere, hedef kitleyi bulma, doğru mesajları, içerikleri üretme ve hedef kitleye doğru kanaldan ulaşabilme sorunsalı üzerine odaklandı. Sahada, dijitalde ve sosyal medyada farklı kazanma  kurallarının da anlatımı ile başarılı bir kampanyanın tüm ayaklarını bütünsel bir bakış açısıyla katılımcılarımız ile paylaşmak istedik. Tüm gün süren konferanstan Türkiye için de çıkarılacak çok konu başlığı bulunuyor.

Yerel Liderler Yaratmak

Konferansın ilk konuşmacısı, Barack Obama’nın 2012 seçim kampanyasında 2.2 milyon gönüllü toplayarak dünyanın en büyük gönüllü organizasyonu oluşturan ve bu rakamla Obama’nın  “gönüllülerle seçim kazandı”  efsanesini yaratan Ulusal Saha Direktörü Jeremy Bird yerel düzeyde liderler yaratmanın önemini ve başarılı bir saha organizasyonu için kaçınılmazlığını vurguladı.İnsanların kampanyaya olan bağlılılarının artırmanın kampanya için önemini anlatan Bird, yerel düzeyde yetkilendirmenin seçmenlerle daha kişisel bir ilişki kurmayı kolaylaştırdığını ifade etti.

Seçmenle Kişisel İlişki Kurmak

2013 yılında Fortune dergisinin, önümüzdeki yıllarda geleceği şekillendirecek 40 yaşından genç en etkili 40 yönetici (40 under 40) arasında gösterilen Bird, başarılı bir kampanyanın en temel ayaklarından birinin de seçmenlerin kim olduğunu anlamak ve seçmenle kişisel bir iletişime geçilmesi olduğunu ifade etti.  Saha çalışmalarının kişisel ilişki kurmadaki önemine değinerek seçmene sadece ulaşmanın yeterli olmadığını, seçmenin sorunlarını ve beklentilerini ilk ağızdan dinlenmesi gerektiğini de ekledi.


“Güneş Batmayan İmparatorluk: Twitter”

Konferansa Singapur’dan canlı video-konferans ile katılan Twitter’ın Asya Direktörü Peter Greenberger‘ın “Güneş Batmayan İmparatorluk” olarak nitelediği Twitter’ın 288+ milyon aylık aktif kullanıcısı, 500+ milyon sabit kullanıcısı ile dünyanın en etkili sosyal medya araçlarından biri olduğu bilinen bir gerçek. Greenberger, ilk 1 milyar tweet’e ulaşmanın 3 yıl, 2 ay, 1 gün sürdüğünü oysa şimdi her 2 günde 1 milyar tweete ulaşıldığını söylemesi ile zaten Twitter’ın sunduğu fırsatları tahmin etmek dinleyiciler açısından da daha kolaylaştı.  Eskiden cevap vermek için haber süresi kavramı varken artık bu süre Twitter sayesinde saniyelere ve 140 karaktere inmesi de bize ulaşılan rakamın nedenlerini anlamaya yetiyor.

“Twitter sadece sosyal bir ağ değil, bir konuşma platformu”

Twitter bize kişilerin ilgi alanlarını gösterdiğini, böylece kullanıcılar hakkında birçok bilgi öğrenebildiğini vurgulayan Greenberger kim kimi takip ediyor, hangi hesaplarla bağ kuruyor, ne hakkında tweet atıyor gibi birçok bilgi sayesinde kullanıcıların ilgi alanlarının ve profillerinin çıkarılmasının mümkün olduğunu da ekledi. Twitter’da olan herkesin platformdaki herkese ulaşması da Twitter’ın dialoglara açık olmak istediğinin ve bir konuşma platform olduğunun da en temel göstergesi.

Twitter’da Takipçi Sayısı Artırmanın İpucu

Twitter deyince takipçi sayısından bahsetmemek mümkün gözükmüyor. Daha fazla kişi tarafından takip edilmenin yolları ülkeden ülkeye ve konjonktüre bağlı olmakla beraber gerçek bir kişi izlenimi vermek, samimi bir ses tonu kullanmak, görselleri etkili kullanmak, doğru zamanda doğru mesajı iletmek, olabildiğince güncel olmak ve hashtag kullanmak Greenberger’a göre takipçi sayısı artırmanın olmazsa olmazları arasında sayılabilir.

Slogan Mesaj Değildir

ABD eski başkanı Bill Clinton’un başkanlık seçim sürecinde Batı Eyaletleri Kampanya Organizasyon Sorumlusu olarak görev yapan uzman anketör Rick Ridder ve Meksika, İngiltere, Avustralya, İspanya, İsveç gibi ülkelerdeki siyasi kampanyalarda etkin görevler alan uluslararası ödüllü anketör Joannie Braden konferansın ilgi çeken konuşmacıları arasındaydı. “Ridder/Braden” danışmanlık firmasını da kurucuları olan ikili hedef kitleyi bulma ve bu kitleye yöenelik mesaj üretme yöntemleri üzerinde durdu.


Slogan ve mesajın farklı olduğunun defalarca altını çizen Ridder iyi bir mesaj oluşturmakta kilit önem taşıyan dört unsuru “karşılaştırmalı ifade”, “vizyon”, “değerler” ve “gerçek sorunlar” olarak ifade etti.  Hedef kitleye özellikle onlar açısından önem ve anlam taşıyan konulardan bahsetmek gerektiğinin altını çizen Ridder ihtiyaç analizinin önemini de vurguladı



Mesajda Sadelik

Braden da  mesajın, kitleleri ikna etmek için kullanılan, dürüst bilgilerin bir parçası olduğunu söylerek mesajın adayın ne için mücadele ettiğinizi gösterdiğini bu nedenle hedef kitleye ev hayvanlarından ekonomiye kadar her konuda mesaj verebileceğinden bahsetti. Mesaj iletmede sadeliğe dikkat çeken Braden, tüm kavramları, temaları açıklamaya çalışmanın sözcükler arasında boğulma anlamına geleceğinden bahsetti.


Dijital’de Sıkıcı Olmayın

Konferansın bir önemli konuşmacısı da Barack Obama’nın 2012 Dijital Kampanya Direktörü Teddy Goff’tu. Time Dergisi tarafından “Dünyayı değiştiren 30 yaşın altındaki 30 kişi” arasında gösterilen Barack Obama’nın 2012 Seçimleri Dijital Direktörü Teddy Goff, Obama için yürüttüğü kampanyada, internet üzerinden 690 milyon doların üzerinde bağış toplamış, 1 milyondan fazla seçmen kaydetmişti.  Facebook’ta 45 milyon, Twitter’da 33 milyon takipçi toplamasıyla da  Obama’ya “Sosyal Medyada Kazanan Başkan ” ünvanını da kazandırmıştı.

Goff’a göre dijitalin olmazsa olmaz birinci temel kuralı sıkıcı olmamak. Siyasetin genellikle toplum tarafından sıkıcı ve tekdüze bulunduğunu ancak kendisinin buna asla katılmadığını söyledi. Seçmenlere sıkıcı olmayan, yer yer komik yer yer de eğlenceli içerikler sunmanın başarıyı yakalamanın en temel formüllerinden biri olduğunu söyleyen Goff, eğlenceli içeriklerle de  hedef kitleye ilham verici ve bilgi verici bir iletişim yapılabileceğini söyledi.

Haber Bülteni Yerine Sosyal Medya

Kampanya döneminde adayların yapacağı en büyük hatlardan birinin dijitali ihmal etmek olacağını söyleyen Goff dijital alanda özgün ve sahici olmanın ve insanı öne çıkarmanın öneminden bahsetti. İnsanların eskiden haber bültenlerini takip ettiğini, oysa şimdi haber almanın da en önemli mecralarından birinin sosyal medya olduğunu söyleyen Goff sosyal medyada hesabı olmayan yaşlı insanların da torunlarının hesaplarının olduğunu, dolayısı ile haberlerinde yine buradan yayılabileceğini ekledi.

Dijitalde Başarının Üç Sırrı

Teddy Goff’a göre, iyi bir iletişim yakalamak için yapılması gereken en önemli üç kural eğlenceli içerik oluşturmak, ağlar üzerinden komüniteler kurarak güven inşa etmek ve bireysel iletişimi hedeflemek.


Hedef: Hedef Kitle konferansı bize bir kez daha gösterdi ki başarılı bir siyasal iletişim kampanyasının sihirli bir formülü yok ve  başarı ancak birçok farklı faktörün entegrasyonu ile sağlanabilir.  Başarılı bir kampanyanın iyi bir aday, güçlü ve somut mesajlar, dijital ve saha çalışmalarının entegrasyonu gibi birçok faktöre bağlı olabileceğini gibi seçmen davranışlarının da psikolojik boyutlarının incelenmesi gerekiyor.


*Aynı başlıklı yazı Kadir Has Üniversitesi Panorama KHAS Dergisi 17. sayısında yayınlanmıştır.
İlgili Link:  http://www.khas.edu.tr/uploads/panoramakhas/sayi17/13.pdf


8 Temmuz 2015 Çarşamba

"KADINLAR GÜNÜ" MÜ DEDİNİZ? *

**8 Mart 2015 tarihinde T24 sitesinde aynı başlıkla yayınlanmıştır: http://t24.com.tr/yazarlar/dr-gulfem-saydan/kadinlar-gunu-mu-dediniz,11434

%14'lük parlemento temsiliyeti ile Uganda'nın, Afganistan'ın, Burundi’nin, Trinidad Tobago'nun gerisinde, 81 valinin sadece 2'sinin, 174 rektörünün sadece 14’ünün, 25 müsteşarın 1’i‘nin kadın olduğu “erkek” egemen Türkiye’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlu olsun mu?

New York Times’ın yazarlarından Nicholas Kristf ve Sheryl WuDunn’un yazdığı ve tüm dünyada uygulanan şiddeti konu alan “Half The Sky” (Gökyüzünün Yarısı) isimli kitap tüm dünyada büyük ses getirmişti. Peki bizim gökyüzümüzün yarısı nerede?

%14,3’lük parlemento temsiliyetine göre dünya sıralamasında 90. sırada... Nedir 90. sırada olmak? Suudi Arabistan’ın (%19,9), Afganistan’ın (%27,7), Pakistan’ın  (%20,7) , Etiyopya’nın (%27,8), Kenya’nın  (%19,7), Tridinad ve Tobago’nun (%28,6) gerisinde olmak demek...

Tüm Avrupa ülkelerinin ve tüm Türki Cumhuriyetlerin gerisinde olmak demek. Azarbaycan’da %15,6, Türkmenistan’da %25,8, Tacikistan’da %16,9, Özbekistan’da %16, Kırgızistan’’da %23,3..

%14,3’lük temsiliyet ile Libya’nın (%16), Malawi (%16,7), Bangladesh’in  (%20), Irak’ın (%26,5) gerisinde olmak demek.

Geçen seneye kıyasla Gabon ve Burkina Faso’yu geçmiş olmak demek.

174 rektörün sadece 14’ü kadın. Oysa, 1870 yılında ilk kadın müdür göreve atanmamış mıydı? Yoksa gökyüzümüz giderek kararıyor mu?

26 Bakanın  sadece 1’i, 30 Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 3’ü (Eşbaşkanlarla birlikte 5)’i kadın.

Peki nerede bizim gökyüzümüzün yarısı?

Yüksek Yargı Organı Başkanlarına bakacak olursak:

Anayasa Mahkemesi : Yok

Yargıtay: Yok

Sayıştay: Yok

HSYK: Yok

Yüksek Seçim Kurulu: Yok

Sadece Danıştay Başkanı kadın olduğunu görüyoruz.

Meslek Odalarındaki kadın Başkan sayısına bakacak olursak sadece Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) başkanın kadın olduğunu görüyoruz.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD): Yok

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) : Yok

Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konf.(TUSKON)

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konf. (TESK) : Yok

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti : Yok

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) : Yok

Makine Mühendisleri Odası : Yok

Türkiye Barolar Birliği : Yok

Türkiye Belediyeler Birliği : Yok

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği : Yok

Türk Tabipler Birliği : Yok

Türk Parlamenterler Birliği : Yok

Yargıçlar ve Savcılar Birliği: Yok

Erkeklere özgü konuların genel insan hakları konuları içerisinde tartışılması, kadınlara özgü olanların ayrı ve sınırlı bir kategori oluşturması da maindar değil midir?  

Arjantin’de Plaza de Mayo’da bir araya gelip çocuklarını ve torunlarının ortadan kaybolmasını protesto eden anneler gösteri yaptıklarında “kayıp olma durumu” insan hakları söyleminin bir parçası değildi. Ama onlar bu tür kaybolmaların insan hakları ihlali olarak kabul edilmesini beklemediler! Aynı tavrı İstanbul’daki Cumartesi Anneleri de gösterdi. İşte bu nedenle dünyanın 4 ucundaki örgütlerin uzun süredir gizli kalmış kadın hakları ihlallerini sürekli olarak dile getirmeli ve mücadele etmesi gerek. Mücadele verildiği zaman hukuğun kendisi de ister istemez hayata ayak uydurmak zorunda kalıyor. Bu nedenle kadınlar sürekli mücadele etmeli, sürekli haklarını aramaya devam etmeli.

Evrensel insan hakları nerede başlar? Eve yakın, küçük yerlerde. Bireyin dünyasında… İçinde yaşadığı mahalle, gittiği okul, çalıştığı fabrika, Adalet, fırat ve onur gibi hakların bu yerlerde bir anlamı yoksa, başka yerlerde anlamı pek yoktur.” diyordu Eleanor Roosevelt 27 Mart 1958’de Birleşmiş Milletler’e yaptığı konuşmasında.

İnsan haklarının evde başlaması gerekir. Çünkü biliyoruz ki özel alandaki eşitsizlik kamusal alandaki eşitsizliğin temel sebebidir! Özel alan politiktir!

4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun 1998’te yürürlüğe girmiş ve şiddete uğrayan kadının mahkemeye başvurarak koruma emir almasını sağlamaktadır. Oysa, çıkan yasanın pratikte uygulanma sorunu yasa değişse de zihniyetin devam ettiğinin göstergesi değil midir? Hepimizi perişan eden Özgecan cinayetinin ardındaki ana neden de bu ve benzeri zihniyetin kamu yolu ile korunması değil midir? Toplumsal kadın söyleminin bu cinayete hiç mi katkısı yoktur?

Özel alan politiktir! Bugün Türkiye’nin 43 ilinde kadın milletvekili yok, yani Türkiye’nin 43 ilinde kadının sesi hiç yok! 2015 Genel Seçimleri’nde siyasi partiler bu demokrasi ayıbının giderebilecek mi?

Son dönemlerin meşru anlatım şekli Osmanlı referansları vermekse, belki biz de Nuriye Mevlan, kurucusu olduğu “Kadınlar Dünyası” dergisinin 1913’teki yazısına kulak vermeliyiz: “Evet, Osmanlı erkeklerinin bir kısmı biz kadınları müdafa ediyor, görüyoruz, teşekkür ediyoruz! Biz osmanlı kadınlarının kendimize mahsus inceliğimiz, kendimize mahsus adaplarımız vardır. Bunu erkek muharirler bir kadının anlayacağı ruhla anlayamazlar, lütfen bizi kendimize bıraksınlar! Biz kadınlar hukukumuzu bizzat kendi içtihadımızla müdafaa edebiliriz. Erkekler bizi daima mahkum, daima esir etmişlerdir. Erkekler yüzünden çekmekte olduğumuz zulmun define bugün biz erkeklerin mürüvvetinden istemeye tenezzül eder miyiz?[1] “

Bugün 8 Mart 2015. Bugün Nuriye Mevlan’a kulak vermeliyiz. Bugün günlerden sesimizi duyurma olmalı!

[1] “Hukuk-u Nisvan”, Kadınlar Dünyası, 4 Nisan 1329, no:1, s.1; akt: Serpil Çakır, Osmanlı Kadın Hareketi, s.125.  

*8 Mart 2015 tarihinde T24 sitesinde aynı başlıkla yayınlanmıştır: http://t24.com.tr/yazarlar/dr-gulfem-saydan/kadinlar-gunu-mu-dediniz,11434